|
FONMARKET'ten...
Tüm ekonomik göstergeler olumlu yönde. Herşey daha iyiye gidiyor. Ekonomi yetkilileri gün aşırı bu olumlu tablodan söz edip, geleceğimizin daha parlak olacağını bizlere anlatıyorlar. Aslında hepimizin dileği bu, ama henüz sevinmek için biraz erken değil mi?
Biz: oyunun ilk ve değişmez kuralı olan, istikrar adımını, iktidarın meclisteki yeterli çoğunluğuyla öyle ya da böyle aşmış durumdayız. En azından son onbeş yıldaki hükümetlerde olduğu gibi, nadir zamanlarda olsa bile yapılan doğru şeylerin önünde, sırf itiraz olsun diye yapılan bir muhalefet engeli yok. Böylece piyasalar da, eski dönemlerde olduğu kadar kolay manüpile edilip, küçük yatırımcının canı yakılamıyor. İyiye yönelik nitelediğimiz bu gelişmelere rağmen yine de temkinli olmalı ve adımlarımızı sağlam atmalıyız. Yeniden liradan sıfır atma hayallerini konuşur olduk bu günlerde. Bu operasyon’un psikolojik etki ve itibar başta olmak üzere elbetteki bir dizi yararı var, ancak bunu “şu koşullar oluşursa, şu zaman yapacağız” deyip bir tartışma ortamı yaratarak gündemi meşgul etmektense, söz konusu koşullar gerçekleştiği anda hayata geçirmek daha iyi olmaz mıydı? Bu daha çok Nasreddin Hoca’nın hikayesinde olduğu gibi diken tohumlarının yeşermeye başladığını görüp, ufukta koyun bile yokken, dikene takılan yünlerden elde ettiğimiz iplikle yaptığımız kazakları giymeyi hayal etmeyi andırıyor.
Geçmiş hükümetleri hatırlayalım. Biraz işler yolunda gittiği zaman hemen Başbakan veya bir yetkili “ekonomimiz iyi yolda, geleceğimiz çok parlak” diye açıklama yapar, hemen ardından da liradan sıfır atma fikirleri ortaya atılır ve günlerce konuşulurdu. Ne yazık ki hiçbir zaman bunu gerçekleştirmek için fırastımız olmadı ve birçok kriz atlattık. Bu defa liradan sıfır atmak gibi yapısal reformları gerçekleştirmek için gerçekten bir şansımız var, yeterki erken havaya girip, yapılacak olanların sırasını karıştırmayalım.
Burç SAN |