FONMARKET'ten...

 

Kelime anlamı latince de “şişme” demek olan, en basit ve anlaşılabilir tanımı ile, “paranın satın alma gücünün azalması”, bir başka deyişle fiyatların yükselmesi olan enflasyon’un nasıl hesaplandığını ve bu hesaplamalarda ne gibi yapısal değişiklikler yapılması gereğine inandığıma daha önceki yazılarımda değinmiştim.

 

2003 yılı sonu itibariyle bir yıllık %18.4 (tüfe) olarak gerçekleşen enflasyon son 30 yılın en düşük rakamı olarak kayıtlara geçti. Her ayın 3’üncü günü akşamı haber bültenlerine, çarşıda pazarda halka “düşüşün etkisini hissettiniz mi?” şeklinde yöneltilen sorularla malzeme olan enflasyon, ancak bu düşüşün devam etmesiyle ve kalıcı olmasıyla, halkın hissedebileceği düzeye gelecektir. Gerçekte burada bahsedilen düşüş, fiyatlardaki artış hızının azalmasıdır. Tüm bu olumlu ama ancak kalıcı olabilirlerse uzun vadede yarar sağlayacak olan faktörlerin paralelinde, sermaye piyasalarında da rakamlar umut verici bir hale geldi. IMKB-100 endeksi 20.000’li rakamların civarında gezerken, 242 adet yatırım fonunun toplam değeri de yaklaşık 15 milyar dolar civarına ulaştı. Yatırım fonlarındaki ortalama doluluk oranı ise %45 civarında seyrediyor. Bu rakam 2000 yılının başlarında, satacak A tipi fon bulamayınca toplu sermaye arttırımlarına giden fonların da etkisiyle çok düşük seyreden doluluk oranlarının şubat ve kasım krizlerinden bu yana ulaştığı en yüksek seviye. Şu an 72 adet olan emeklilik fonunun toplam fon pazarına etkisi her ne kadar ihmal edilecek düzeyde de olsa, henüz çok yeni olan bu sistemdeki artış hızı, yeni açılacak olan fonların da sisteme dahil olacağını ve çalışanların bu sisteme zamanla alışacağını düşünürsek, oldukça tatminkar.

 

Bu kadar olumlu tabloya rağmen, geçmişteki acı tecrübelerimizi de unutmadan rehavete kapılmamalı ve bu değerleri kaynağı olmayan ücret artışlarında olduğu gibi popülist politikalara kurban etmemeliyiz.

 

Burç SAN