Fonlar için internet süpermarketi

       Yatırm fonlarının tek elden alınıp satılabilmesi amacıyla oluşturulan FORS Projesi, fon kurucularını ve aracı kurumları aynı platform üzerinde buluşturuyor. Bir B2B projesi olan FORS, fonların alternatif satış kanallarına ulaşmasını sağlarken, aracı kurumlara da satış potansiyellerini arttırma olanağı sunuyor. Henüz test aşamasında olan projenin 2002 yılında 80 tane fonu, bünyesindeki süpermarketlerde toplaması bekleniyor.

            Kurulduğu yıl Türkiye’nin ilk finansal web sitesini kullanıma sunan Datascope Bilgi ve İletişim A.Ş. , 1998 yılında yine ilk yatırım platformu olan Invescope’un ilk versiyonunu piyasaya sürdü. Hızlı gelişimine devam eden şirket , 2000 yılında yine bireysel yatırımcılara fon piyasaları hakkında ayrıntılı bilgi ve analiz içeren fonmarket.com sitesini hizmete soktu.

            Dört yılda üç önemli projeye imza atan Datascope, önümüzdeki günlerde önemli bir projeye daha imza atmaya hazırlanıyor. Diğerlerinden farklı olarak bir B2B projesi ola FORS fon kurucularını ve aracı kurumları ortak bir platformda birleştirecek. FORS, finansal yatırım aracı olarak erişilebilirlik potansiyeli düşük olan fonları birtek platformda toplayarak tek elden tüm yatırım fonlarına ulaşımı sağlamayı hedefliyor. Henüz test aşamasında bulunan platform, banka ve aracı kurumların tek bir hesaptan işlem yapabilmeleri kolaylığını da getirecek. Bu yılın sonuna dek 4 adet süpermarketi ve 80 tane fonu bünyesinde toplaması beklenen FORS Projesinin aynı zamanda fon piyasasına çekidüzen vermesi de bekleniyor. “Türkiye’de 8 tane süpermarketin oluşmasını hedefliyoruz” diyen Datascope Genel Müdürü Nüzhet Atabek ile FORS Projesi üzerine söyleştik.

·        Öncelikle Fors Projesi’nin içeriğinden bahsedebilir misiniz?

·        FORS bir B2B projesi ve aracı kurumlarla yatırımcıları birleştiren bir platform . FORS dediğimiz projemiz aracı kurumları aracı kurumlara bağlayan bir proje. Neticede biz yatırımcıları Invescope ve Fon Market ile kurumlara bağlıyoruz. Aracı kurumları da birbirine Fors projesi ile bağlıyoruz.

·        FORS Projesi hangi ihtiyaçlarla ortaya çıktı?

·        Bu projenin amacı satış ve dağıtımda güçlü aracı kurum ve çok şubeli bankalarla fon yöneticilerini birleştirmekti. Böylelikle nihai fon yatırımcısının lehine çeşidi arttırmak ve çok sayıda yatırımcıyı bir araya getirmek istedik. Biz biliyoruz ki borsadaki yatırımcıların adedi azalırken yatırım fonu alanların sayısı çoğalıyor. Piyasada çıkarımış olan fonların ancak yüzde 30’u satılabilmiş, yüzde 70’i satılamamış fonlardan oluşuyor. Bu satılamayan fonlardan birkaçı FORS kullanılırsa birbirlerinin fonlarını alıp satarak birbirlerinin atıl fon kapasitesini eritebileceklerini ve daha çok fon satabileceğini düşünüyoruz.

·        Fon satışının artmasını etkileyecek faktörler neler olacak?

·        Müşteriler fonların performanslarını karşılaştırarak tek bir hesaptan pek çok fonu alıp satabilirse hem buradan daha fazla satış yapılacaktır hem de kaynaklar daha etkin dağıtılacaktır. Şu anda pek çok likit fon arasından bazıları iyi bazıları daha düşük performans gösteriyor. İyi performans gösteren belki satış yapamıyor, kötü performans gösteren belki çok daha iyi satış yapabiliyor. Bu performanslar fonlar dağınık haldeyken tam olarak anlaşılamıyor. Çok şubeli bir aracı kurum düşünün, onun fonları iyi de olsa, orta halli de olsa pek çok kişiye ulaştığı için kolaylıkla satılabiliyor. Ama doluluk oranları bize fonun çok da etkin satılamadığını söylüyor. Çünkü ben en iyi fonu almak istediğimde, o aracı kurumda veya bankada hesap açtırmak zorundayım. 63 tane aracı kurumda hesabım olacak ki ben kendime en uygun fonu alabileyim.

·        Burada FORS’un etkisi nedir?

·        Fors’un amacı eğer bir aracı kurum bütün fonların tek bir yerden alınıp satılmasına soyunuyorsa ona diyoruz ki size bu alt yapıyı sunabiliriz. Yani sizin diğer kurumlara bağlanmanızı sağlayabiliriz, o kurumlardan fonları alıp satabilmenizin teknik alt yapısını sunabiliriz diyoruz. Bir nevi süpermarket zihniyetiyle onlara her türlü malı tedarik ederiz diyoruz.

           Fon süpermarketleri kendi aralarında da iş yapabilirler yani fon süpermarketi FORS’suz da süpermarket olabilir. Kendi alt yapısını kurabilir her bir kurumla tek tek konuşabilir veya bizim gibi hazır bir alt yapıyı kendine araç olarak satın alabilir. Bununla tek tek uğraşacaklarına, biz araya girip bir kaç tane aracı kurumu bir kaç tane fona bağlıyoruz. Yani her süpermarketin kendi sistemi olacağına bir sistem olsun ve fon satıcıları bizim ürünümüzü kullansın diyoruz.

·     FORS Projesi’nin tüm yatırım fonlarını kapsaması sözkonusu olabilir mi?

·        Burada öncelikle süpermarket olmak isteyen bir kurum ve bir de fon olması gerekiyor. Süpermarket olmak isteyen iki kurum var. Ata Yatırım ve Ata Online. İkisi de süpermarket olup kendi dağıtım kanallarından başkalarının fonlarını satmak istiyor. 8-9 tane aracı kurum ve yaklaşık 40 tane fon bu sistemden yararlanmak istiyor. Öncelikle aracı kurumlar arasında bir anlaşma yapmak istiyorlar. Bizim sistemimiz hazır, SPK onayladıktan sonra işlem görmetye başlayacak. 40-50 tane fonun ve 8-10 tane farklı kurumun burada yer almasını bekliyoruz.

·        Peki FORS’un fon satıcılarına faydaları neler olacak?

·        Satıcılara , ellerinde satılmamış, atıl bulunan fon paylarının yeni satış kanalları vasıtasıyla satma imkanı veriyor. Dolayısıyla kendi müşterileri dışında da bu payları satarak daha fazla komisyon kazanacaklar ve bunu tek bir iletişim noktasından yapacaklar. Örneğin tek şubeli çok iyi fon yöneten bir kurumun tek şubeden erişebileceği müşteri adedi coğrafi kısıtlamalara tabidir ama o fon çok şubeli bir süpermarkete gidebilseydi belki bir anda sayıları on binlerle, binlerle ifade edilebilen müşterilere ulaşabilirdi. Eğer bu kurum iyi bir fon yönetiyorsa çok sayıda kullanıcıya bu fonu satabilir hale geliyor , dolayısıyla fon doluluk oranı artıyor, ayrıca daha da yüksek talepler gelirse fonunu büyütme imkanına sahip olabiliyor. Yani burada konuştuğumuz şey, fon kurucusunun yönetim komisyonunu arttırmasıdır. Bu fon kurucular sadece gelir alde atmekle kalmıyor , riskleri de dağıtıyorlar.

·        Riskler nasıl dağılıyor?

·        Fonlarda önemli bir husus da , fon yatırımcısının fonu bir kere satın aldıktan sonra iade etmemesidir. Ne kadar dağınık ve farklı kesimlere fonları satarsanız fonların iade sürecü o kadar piyasa ortalamasına yaklaşıyor. Yani sizin fonunuz 100 kişiye dağıtılmışsa, bunlardan herhangi birinin likidite ihtiyacı olduğu zaman o fon bozulabiliyor, belli miktarlarda azalıyor. Halbuki bu likidite ihtiyacı ne kadar dağınık piyasalara satılırsa fonun geri dönüşü o kadar az oluyor. Dolayısıyla fon büyüdükçe fonun yönetimindeki volatilite ortadan kalktığı için , yönetim becerisi artıyor. Daha rasyonel ve biraz daha ufku geniş kararlar alınabiliyor. Yani dağıtım kanalları genişledikçe fonun kalitesinde de bir artış olacaktır. Performansına da bir katkısı olacaktır.

·        Fon süpermarketlerinin aracı kurum ve bankalara sağladığı faydalar neler olacak?

·        Onlar da müşterilerine başka hiçbir yerde bulamayacakları bir ürün seçeneği sunacaklar. Müşterielr aracı kurumları vasıtasıyla tek bir hesaptan anında işlem yapabilecekler ve portföylerini takip edebilecekler. Böylece aracı kurumlar hem o fon grubundan almak isteyen yeni müşteriler çekebilirler hem de eski müşterilerine daha fazla fon satabilirler. Bu bizim bulduğumuz birşey değil, bu süpermarket kavramının altında yatan bir şey. Ne kadar ürün çeşidi bulundurursanız insanlar o kadar fazla alışverişe meyilli olurlar. O yüzden satış kabiliyetiniz daha fazla artar.

             Ayrıca kurucu için o fonu dağıtmaktan öte, elindeki fonu pek çok fonla yan yana bulundurmak bile fonun satış kabiliyetini arttırıyor.

             Yekün olarak baktığınızda fonların daha fazla satılmasının volatiliteyi düşürücü, komisyon gelirlerini arttırıcı ve bir de fon piyasasını büyütmeye yönelik önemli bir vazifesi var. Bu kazançlardan hem fon kurucular hem de süpermarketler yararlanıyor. İlke olarak fon yönetim ücretinin paylaştırılması ilkesi var. Yönetim ücretlerinden  kazanılanın belli bir kısmı satıcıya yönlendiriliyor.

·        Kullandığınız alt yapı ve güvenlikten bahsedebilir misiniz?

·        Bugüne kadar Microsoft’un BizTalk adlı bir mesajlaşma alt yapısı var ama bu zamanla değişebilir. Şu anda BizTalk’un olabileceğini düşünüyoruz ama bu kanaatimiz değişirse başka bir kuruluşun mesajlaşma aracını da kullanabiliriz. Güvenlik açısından da biz, kimin kimden mesaj aldığını otantike edebiliyoruz. Bir bankanın internette sağladığı güvenlik kalitesinde , dünya standartlarında güvenlik çözümlerimiz var. Hatta biz bunu kapalı devre de yapabiliyoruz.

“FORS VE INVESCOPE BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR”

·         Yatırımcıya yönelik diğer projeleriniz Fors Projesi’ni destekliyor mu?

·         Örneğin fon piyasasında süpermarket olmak isteyen kuruluşlar aynı zamanda fonmarketin yeteneklerinden yararlanabilecekler. Biz bir nevi nakliyeci görevi görüyoruz ancak, dizaynından ışıklandırmaya kadar süpermarketin içindeki havayı oraya taşıyoruz; çünkü fonmarketteki veri tabanından FORS içindeki süpermarketleri yararlandırabiliyoruz. Oradaki kabiliyetli endekslerimizden, grafik becerilerimizden yatırımcıları yararlandırabiliyoruz. Dolayısıyla siz fon süpermarketi kurmak istediğinizde size gerekli veri kaynakları ile arayüzde yardımcı oluyoruz.Dolayısıyla aslında FORS ve INVEScope birbirini tamamlayan iki proje.

“HEDEFİMİZ 8 TANE SÜPERMARKET”

·         FORS Projesi ile geleceğe dönük hedefleriniz neler?

·         Türkiye’de  8 tane süpermarketin oluşmasını hedefliyoruz. Daha fazlasını tahmin edemiyoruz, çünkü şube sayısı ve internet becerisi olarak toplam 120-130 aracı kurum içerisinden bu becerilere sahip 8 veya 9 firma olur diye düşünüyoruz. Belki ilerde bunun bir alt grubu oluşur ve o da bütün fonları satmayan ama belirli fonları, ürün gamlarını bulunduran bir yapı olabilir. Fakat onlar hipermarket değil de süpermarket olacaklar. Bazıları çok büyük çaplı olacak ve neredeyse sistemimize giren bütün fonları satabilecekler, hattı bazı fonları satmak istemeyecekler. Yani bir fonun kalitesi de önemli olacak. Orada bir nevi fon piyasasının değerlendirmesinin yapılmasını sağlayacağız. Performansların karşılaştırılması, hangi fonun daha iyi satıldığını hangisinin satılamadığını da belirleyeceğiz. Sadece dağıtım becerisi olmadığı için satılamamış gibi gözüken ama piyasaya çıktığında da satılamayacak olan fonlar var. Örneğin Ankara’da bulunuyorsunuz ama fonunuz Türkiye’ye açıldığı zaman da belki onu satamayacaksınız. Çünkü fonunuzun becerisi, markanız, yönetim beceriniz ona yeterli olmayacak. Belki de tam tersine patlama yaşayaacaksınız, bunları tam olarak bilemiyoruz. Aslında süpermarketler oluştuktan sonra kaynaklar daha etkin kullanılacak diye düşünüyoruz.

               Daha fazla arz ile daha fazla talebin karşılaşması ile daha iyiler ve iyiler sıralanacaktır.

                Bu sene içinde ise 4 tane süpermarket ve 80 fona ulaşmayı düşünüyoruz.

“NASIL SÜPERMARKET OLUNUR?”

·       Banka ve aracı kurumlar nasıl süpermarket olabilecekler?

·       Bizim sunduğumuz alt yapı herkese uygun bir alt yapı. Süpermarket olmak isteyenler kendi sistemlerine uygun önyüz ve operasyon alt yapısından faydalanabilirler. Burada yer alan 40 tane firma potansiyel olarak o süpermarketin mal tedarikçisi konumunda oluyor. Sadece FORS kullanmak ve aralarındaki anlaşmaları yapmak suretiyle sisteme dahil oluyorlar. Yani bizim sistemimizde süpermarket olmak çok kolay hale geliyor. Öbür türlü her firmayla alt yapı kararları vermeniz lazım. Bunlar şu anda ilk bakışta çok kolay gibi gelebilir, telefon ya da disketle veriler alınıp verilir gibi şeyler söylenebilir. Başka bir çözüm, tamamen elektronik ortamda bizim yaptığımıza benzer bir çözümü her kurumun kendisinin yapmaya çalışmasıdır. Bu da çözüm değil çünkü her kurum kendisi yapmaya kalkarsa bu sefer süpermarketlerin kendi çözümleri olacak, her kurumda da ilgili süpermarketin çözümü çalışacak. Birden fazla süpermarkete fonumu sattırmak istersem her kurumun kendi alt yapısına adapte olmak gerekecek ki FORS bunu baştan eliyor zaten. FORS üyesi olan herhangi bir kuruluş, sadece başka bir süpermarketten bir anlaşma yapmak suretiyle sistemi çalıştırabilir hale geliyor.